Ekolojik Okuryazarlık

Ekolojik okuryazarlık ile ilgili uzman görüşleri, yayın ve kaynaklar

"Çocukların neden doğaya ihtiyacı var?"
Dr. Özgür Bolat

Doğada zaman geçirmek ile öğrenme arasında çok güçlü bir ilişki vardır. Aslında amaç tam olarak doğada olmak değil, doğaya ait olmak...

  • 08.03.2021 tarihinde eklendi

Dr. Özgür Bolat ile doğanın çocukların öğrenme süreçlerine etkisini, doğanın sağaltıcı gücünü ve çocuklarla doğayı neden bütünleştirmeliyiz başlıklarını konuştuk ve bu alanda yapılan araştırmaları öğrendik.

Doğanın çocukların öğrenme süreçlerine etkisi hakkında ne düşünüyorsunuz?

Doğada zaman geçirmek ile öğrenme arasında çok güçlü bir ilişki var. Bunu araştırmalarda da görüyoruz. Michigan Üniversitesi’nden Prof. Marc Berman bir araştırmada deneklere hafıza testi yaptıktan sonra bazılarını ‘doğaya’, bazılarını ‘şehir içine’ yürümeye gönderiyor. Yürüyüşten sonra aynı testi tekrar yapıyor ve görüyor ki doğada yürüyenlerin hafızalarını kullanma kapasitesi yüzde 20 artıyor.  Şehir içinde yürüyüş de katkı sağlıyor ama daha az (Sonuçta yürümek gibi bir egzersiz her zaman beyni daha iyi çalıştırır.). Prof. Berman, başka bir araştırmada denekleri yürütmüyor. Onun yerine bazıları ‘şehir’ resimlerine, bazıları ‘doğa’ resimlerine bakıyor. Aynı şekilde doğa resimlerine bakanlar hafıza testinde çok daha başarılı oluyor. Yani, yürüme olmasa bile doğaya maruz kalmak öğrenmeyi artırıyor. Peki neden?

Bunun da sebebi başka araştırmada gizli. Illinois Üniversitesi’nden Ming Kuo ve meslektaşları her açıdan benzer iki sınıf buluyor. Bu sınıflardan bir tanesi on hafta boyunca ‘sınıfta’, diğeri ‘doğada’ ders yapıyor. Testler ve gözlemler sonucunda görüyor ki doğada ders yapmak öğrencinin odaklanmasını iki kat daha arttırıyor. Peki, insanlar doğada neden daha iyi öğreniyor? Doğada, öğretmen çocukları çok çok az uyarıyor. Çünkü çocuklar çok rahat odaklanabiliyor. Doğanın, öğrenme ve hafıza üzerine bu kadar olumlu katkısı var.

Peki, bunun altında yatan sebep ne? İnsan, doğada olunca kendini güvende hissediyor. Güvende hissettiği anda, enerjisini kendini korumaya değil, yaptığı işe veriyor. Tehlikeli bir ortamda öğrenme az olur çünkü insan enerjisini tehlikelere verir. Yaptığı işe odaklanamaz. Onun için çocuklar ne kadar çok doğada olursa, o kadar daha iyi konsantre olur ve öğrenir.

Doğanın iyileştirici gücünden bahsediyorsunuz. Doğa insanları iyileştirir mi?

Bu konuda 1984 yılında dünyanın en prestijli dergilerinden biri kabul edilen ‘Science’ dergisinde bir makale yayınlanıyor. Teksas A&M Üniversitesi’nden Prof. Roger Ulrich, hastaları iki gruba ayırıyor. Tüm hastalar aynı ameliyatı oluyor ve hasta odalarına alınıyorlar. Bir grup, oda penceresinden ‘duvar’ görüyor, diğer grup ise ‘doğayı’ görüyor. Prof. Ulrich keşfediyor ki doğaya bakan hastalar daha az ağrı kesici kullanıyor, daha az şikâyet ediyor ve en önemlisi daha erken taburcu oluyor. Yani doğa hastaları iyileştiriyor. Peki, insan neden doğada iyi hissediyor? Yukarıda söylediğim gibi insanın en temel ihtiyacı güvende olmak. Yaşamını sürdürmesi buna bağlı. Küçük çocuklar bile su ve yeşil içeren fotoğrafları tercih ediyor. İnsan doğada ya da suyun yanında olunca, yiyecek ve su bulma ihtimali artıyor. Onun için evrimsel olarak doğa ve su, insana güven veriyor. İnsan güvende hissedince de enerjisini kendini korumaya değil, bedenini tamir etmeye harcıyor. Bundan dolayı çabuk iyileşiyor ve daha sağlıklı oluyor.

Çocuklarda dikkat eksikliği, hiperaktivite, kaygı, öğrenme güçlüğü ve obezite gibi sağlık sorunları giderek artıyor. Sizce doğa çocukların bu problemleri aşmasına nasıl katkı sağlayabilir?

Zaten doğada hareketlilik otomatik olarak obezite ve hiperaktivite için yararlı olacaktır.  Prof. David Sheffield’in araştırmaları çok açık gösteriyor ki doğa kalp ritmini düzenliyor, beynin farklı bölgelerinin kendi içindeki iletişimini güçlendiriyor, duygu yönetimini kolaylaştırıyor ve sinir sistemini düzenliyor. Bu da otomatikman insanı daha az kaygılı yapıyor. Dahası doğaya ait hisseden çocuklar daha kaliteli uyuyor. Bunların hepsi çocukları daha sağlıklı kılıyor.

Çalışmalarınızda ‘Okullarda çocukları doğayla bütünleştirmeliyiz.’ diyorsunuz, bunun için neler yapılabileceği yönünde öğretmenlere neler önerirsiniz?

Aslında doğada ders yapmak sadece doğa içinde olmak değildir. Böyle düşünürsek, olayı çok basite indirgemiş oluruz.  Ohio State Üniversitesinden Prof. Jennifer Crocker’in çok güzel iki terimi var: egosistem ve ekosistem. Egosistemde kişi kendi egosuyla diğer insanlarla ilişki kuruyor ama ekosistemde bir bütünün parçası olduğunu biliyor ve diğer insanları kabul ediyor. Bence bu iki kavram doğa için de geçerli. Egosistem içinde doğaya gidersek, bu çok kısıtlı olur. Ekosistem anlayışıyla doğa ile ilişki kurmalıyız. Öğretmenler sadece çocukların doğada olmasını sağlamamalı, aynı zamanda onlara her canlıya saygı duymayı, canlıları beslemeyi, doğaya fidan kazandırmayı, evde doğal beslenmeyi, doğal materyaller kullanmayı, geri dönüşüme önem vermeyi, (mümkün olduğu kadar) suni materyallerden uzak durmayı, kendi besinlerini yetiştirmeyi ve hazırlamayı öğretmelidir. Aslında amaç tam olarak doğada olmak değil, doğaya ait olmak.

Dr. Özgür Bolat

Eğitim Bilimci

 

ADRES

TEMA Vakfı
Halaskargazi Mah.
Halaskargazi Cad.
No: 22 Kat: 5-6-7 Pk:34371
Şişli / İstanbul

Bu portal, Millî Eğitim Bakanlığı iş birliği ve Türkiye İş Bankası desteği ile TEMA Vakfı tarafından hazırlanmıştır. Portaldaki tüm içerik TEMA Vakfı tarafından oluşturulmuş olup tüm hakları TEMA Vakfı'na aittir. Kopyalanamaz, çoğaltılamaz, içerikten bölümler hak sahibinin izni olmaksızın kullanılamaz.
© 2020 TEMA